Books

 

Books published by Sine DEMİRKIVIRAN:

flyer bild.png (114 KB)

 

„Wer Philolog und Poet ist in Einer Person, wie ich Armer,

Kann nichts besseres tun, als übersetzen wie ich“

(Friedrich Rückert)

 

In der ersten Hälfte des 19. Jahrhunderts zeichnet sich das Interesse am Orient – oder noch genauer: das Interesse an dem, was deutsche Autorinnen und Autoren unter dem ‚Orient‘ verstanden oder imaginiert haben, durch zahlreiche literarische Schreibprojekte aus. Zu den prominenten Autoren, der sich an diesem Interesse beteiligt, gehört Friedrich Rückert (1788-1866). Ihm ist aber eine ‚Sonderstellung‘ zuzuweisen. Er unterscheidet sich von seinen Zeitgenossen insofern, als er orientalische Texte in seiner Person als Philologe, Dichter und Übersetzer bearbeitet.

Seine obigen Verse sind nicht nur als eine Stellungnahme zu seiner Person als ‚Experte‘ zu verstehen, sondern liefern ebenfalls einen Hinweis darauf, dass seine Texte, aufgrund seinen Kompetenzen, wesentliche Unterschiede zu Übersetzungen und literarischen Schreibprojekten anderer Autoren aufweisen. Rückerts Intentionen sind – im Vergleich zu anderen Literaten – der Erhalt des „orientalischen Geistes“, das Schaffen eines neuen Zugangs zur Welt des Orients und das Aufdecken von Gemeinsamkeiten im interkulturellen und -religiösen Dialog.

In der Arbeit wird demnach die Dichotomie zwischen seinen Übersetzungen und Dichtungen unter Einbezug seiner philologischen Kompetenzen, sowie seiner Sprach- und Weltauffassung näher analysiert. Es wird der Frage nachgegangen, welche Sinn- und Stilintentionen Rückert aus dem Ausgangstext erfasst und wie er sie in Übersetzungen, Nachdichtungen oder in eigenen Dichtungen einflicht. Richtungsweisend sind hierbei nicht nur Rückerts persönliche Vorlieben, Talente oder Qualifikationen, sondern auch das Übersetzungsdenken der Romantik, das mit der regen Übersetzungstätigkeit im 19. Jahrhundert neue Dimensionen erreicht.

 

Zur Veranschaulichung des reziproken Verhältnisses zwischen Philologie. Übersetzung und Dichtung sowie der Auseinandersetzung Rückerts mit orientalischen Prätexten sind Textbeispiele aus drei verschiedenen Werken ausgewählt: Die Koranübersetzung, die er weniger als heiligen Text und umso mehr als literarischen Text behandelt; die Übertragung der Ghaselen Rumis, bei der Rückert des Öfteren auf die Übersetzung von Joseph von Hammer-Purgstall zurückgreift; und die Gedichtsammlung „Östliche Rosen“ als Eigenproduktion Rückerts, die er in der Rolle des Mystikers Mohammed Schemsed-din Hafis dichtet.

Die Arbeit setzt somit auf eine literatur- und kulturvergleichende Perspektive, um somit die Agenda des Rückert’schen Schreibens zu rekonstruieren. Außerdem zielt sie auf eine doppelte Kontextualisierung der Texte Rückerts, indem sowohl biographische als auch ideengeschichtliche bzw. literarhistorische Aspekte in die Analyse eingebunden werden.

 

 

"Kim ki, benliğinde hem bir filolog hem de bir şairi birleştirir,

o da en fazla zavallı ben gibi tercüme yapabilir."

(Friedrich Rückert)

 

19. yüzyılın ilk yarısında doğuya karşı duyulan ilgi – daha doğrusu: Alman yazarların “doğu” kavramına ilişkin algı yahut tasavvurlarına karşı duyulan ilgi, o dönem ortaya çıkan pek çok edebî eserde kendini göstermiştir. Bu meraka ortak olan meşhur yazarlardan biri de Friedrich Rückert’tir (1788-1866). Ancak Rückert’i bu noktada “özel bir yerde” konumlandırmak gerekir. Zira onu çağdaşlarından ayıran en büyük özelliği, doğu metinleri üzerindeki çalışmalarına bir filolog, şair ve çevirmen olarak başlaması olmuştur.

Yukarıdaki dizelerden kendisinin yalnızca bir “uzman” olduğu neticesine varmak doğru olmayacaktır. Söz konusu dizeler, Rückert’in elinden çıkan metinlerin, yetkinlikleri bakımından diğer yazarların çeviri ve yazın çalışmalarından farklı olduğuna işaret eder. Diğer edebiyatçıların aksine, Rückert’in gayesi – “doğuya ait ruhu” korumak ile doğu dünyasına erişim sağlayacak yeni bir yol oluşturmanın yanı sıra, dini ve kültürlerarası iletişimdeki müşterek unsurları ortaya çıkarmak olmuştur. 

Bu nedenle, Rückert’in çeviri ve şiirleri arasındaki – kendisinin filolojik yeterliliklerini de kapsayan – dikotomi ile onun dili ve dünyayı algılama biçimi, bu çalışmada detaylı bir şekilde incelenmiştir. Ayrıca, Rückert’in kaynak metinlerde hangi anlamsal ve biçemsel özellikleri nazara aldığı ile bu özellikleri çevirilerde, nazire eserlerde ve şiirlerinde ne şekilde irdelediği de çalışmamızda ele alınmıştır. Bu hususta belirleyici olan sadece Rückert’in kişisel eğilimleri, yetenekleri yahut nitelikleri değil – 19. yüzyıldaki artan tercüme faaliyetleriyle birlikte – romantik dönemdeki çeviri anlayışının yeni bir boyut kazanmasıdır.

Filoloji, çeviri ve şiir arasındaki etkileşimin yanı sıra, Rückert’in doğuya ait öncü metinleri ne şekilde irdelediğinin de anlaşılabilmesi maksadıyla üç farklı eserdeki metinlerden faydalanılmıştır. Bunlar, kutsaldan ziyade edebî bir metin yaklaşımıyla çevirdiği Kur’an-ı Kerim; Joseph von Hammer-Purgstall’in çevirilerinden faydalanmak suretiyle aktardığı Mevlâna Celaleddin Rumi  gazelleri ve kendisini Hafız-ı Şirazi’nin yerine koymak suretiyle kaleme aldığı bir şiir derlemesi olan Şark Gülleri’dir. Dolayısıyla bu çalışma, Rückert çalışmalarının yeniden yapılandırılabilmesi adına bir edebiyat ve kültür karşılaştırması temeline bina edilmiştir. Mezkûr eserlerin analizinde yazarın biyografisi ile düşünce ve edebiyat tarihleri de göz önünde bulundurulmuş ve bu yolla çift bağlam oluşturmak hedeflenmiştir.

 

Books publish by Dr. Sevinç Arı:

 

The original Turkish title can be translated as “Translation and Cultural Symbols”. The book is concerned with a sociological analysis of the cultural symbols which guide and inform socio-cultural attitudes and behaviour. Every culture produces its own symbolic structure through which it conveys meaning. A sound understanding of which is essential to a faithful transmission of content through translation

 

 

The original Turkish title can be translated as “The sociology of translation”. The book is looking at how contemporary sociological theory can form the basis of an analysis of the translation process and how a sociologically informed perspective can aid the understanding of the various factors impacting the translation process on the part of the translator. 

 

 

Books which were translated from the original German into Turkish by Dr. Sueda Özbent:

            

The original German title of this book is: “Frau mit Bart” (The bearded woman). Renan Demirkan’s novella looks at the twists and turns in the lives of two female friends as they sit in the garden of a summer house on an idyllic North Sea island reminiscing about the past.

 

 

The original German title of this book is: “Körpersprache – Schlüssel zum Verhalten “ (Body Language – Key to Understanding Behaviour). Otto Schrober’s book is concerned with types and interpretations of body language and how they can aid our understanding of others’ behaviour.                                                     

           

 


This page updated by Translation and Interpreting (German Language) on 05.04.2022 13:03:16

QUICK MENU